YALI ÇAPKINI – Bambaşka Biri

“Yalı Çapkını 3.sezona bambaşka(!) bir giriş yaptı. Sevgili esradan bölüm analizi. Keyifli okumalar

Pek sevgili dizimiz Yalı Çapkını, yer yer temposu düşük, çoğunlukla yabancı ve gereğinden fazla sinir bozucu bir bölümle yeni sezonu açtı. Bölümle ilgili olumlu ve olumsuz söyleyeceklerim var ve buradayım:

Yazımın açılışını çoğu kişiyi kahreden, sinirlendiren hatta ağlatan ilk 15 dakikanın farklı hayatlar farklı bedenleri “kirlenmiş” SeyFer’iyle yapmak istiyorum. “Odamızı kirlettiler…”, “ SeyFer’i kirlettiler…” kısmı  beni pek etkilemiyor baştan söyleyeyim.

Eşya kirlenirse yıkarsınız, ortam kirlenirse de havalandırır bir de adaçayı tüttürürsünüz, oh mis… Hiçbir şey kalmaz. İnsan zaten ancak vicdani ruhu kirlenirse kirlenir, başkasıyla sevişti diye değil. O yüzden bu drama bana anlam ifade etmiyor. Seyran ve Ferit’in hayatlarına başkalarını almalarında, seviştikleri mekanlar ya da söyledikleri abartılı sevgi sözcükleri ya da cringe diyaloglardan daha büyük problemler var. Ki bu da direkt karakterleri ilgilendiriyor.

“Acı kaybımız: Seyran Korhan”

Yeni senaristler hikayeyi ve karakterleri çalışmış ve neredeyse tüm karakterlerin özünü anlamış, Seyran hariç. Seyran karşımıza bambaşka bir insan olarak çıkıyor. Seyran’daki değişim için yaşadığı hastalık o kadar sağlam bir bahane ki… Ve bu durumu senarist sonuna kadar kendi lehinde kullanıyor.

Seyran’a dair her şey değişmiş. Aşkı bitmiş, başkasına aşık olmuş, sınırları kalkmış, özgürleşmiş, gururundan sıyrılmış, bencilleşmiş. Hayattan zevk almaya odaklanan, kimseden korkmayan güçlü bir  kadın olmuş. Ve tüm bunları 2 yıl gibi bir sürede başarmış. Öyle mi?

 

Bana kalırsa Seyran da Ferit de hayatlarına romantik ve fiziksel olarak kimseyi almamalıydı ama almışlar. Yapacak bir şey yok buna takılmanın da manası yok. Beni asil üzen Seyran’daki değişimin oturduğu zemin ve eski Seyran’ı tekrar göremeyecek olma ihtimali.

Seyran “Babam sana sarıldığında ne hissettin” diyecek kadar kırılgan ve sevgiye muhtaç aynı zamanda kendini kurtarmak için elinde tek silahı eğitim olan bir karakterdi. İnadı, aşkı, merhameti, zaafları ve yanlışlarıyla müthiş biriydi. Şu an gelinen noktada inanılmaz biri var karşımızda. 2 yılda adeta zamanı bükerek hem ölümcül bir hastalıktan iyileşmiş hem boşanmış, hayatına başkasını almış,  hem hastalık ve ayrılığın travmasını aşmış, üstüne de bir ömre sığacak tecrübeyi yaşamış bir Seyran.

Bu dizi hiçbir zaman tıbbi detaylara dikkat etmedi ama 3 kadın senarist ve kadın yönetmenle başrol kadına dair daha hassas ayrıntılar bekliyor insan. Seyran’a dair ayrıntı beklentisinde olduğum için özür dilerim. Bu durumun inandırıcı olması için ya zaman atlaması daha uzun olacaktı ya da Sinan’la olan ilişkisi seyircinin bağlandığı “saf” SeyFer aşkından intikam alır gibi detaylarla süslenmeyecekti.

Yönetmen eğer sadece Seyran’ın sevgi dilini kopyalasaydı, ‘Seyran’ın Sinan’dan bir Ferit yaratma amacı olduğuna dair vurgu yapmak mı istedi?’ diye düşünebilirdim ancak o direkt başrollerin özel hayatından kopyalamış sağ olsun. Başka yönetmenler ekranda Klimt tablosu falan yaratırken bizimki de başrollerin özel hayatından kareleri yansıtıyor iste n’aparsiniz. Neyse….

Seyran fake atıyor, tıpkı Ferit gibi, tamam! Ama ben Seyran özüne mi dönecek yoksa başkasının kollarındayken Ferit’e kedi bakışları atan tuhaf bir Eşyan-Bihter kırması olarak mi kalacak kestiremiyorum. Tanımadığım bu senaristlere güvenemiyorum.

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *